Üç Öğüt

Üç Öğüt

 

        Hazret-i Şa’bi anlatıyor: Adamın biri küçük bir kuş avladı. Kuş avcıya sordu:

       -Beni ne yapacaksın ?
       -Kesip yiyeceğim.
       -Vallahi ben de senin et ihtiyacını karşılayacak et yok. Gel, beni yeme, sana üç öğüt vereyim.

        Bunlar, beni yemenden hayırlıdır. Adam kabul edince kuş devam etti :

        -Öğüdümün birini senin elinde, ikincisini uçup dala konduktan sonra, üçüncüyü de daldan uçup ovaya açıldığımda söyleyecegim. Adamin elinde iken ilk ögüdünü verdi : “Elde edemeyeceğin şeyin hasretini çekme.” Sonra ağaca kondu ve ikinciyi söyledi: “Olmayan bir şeyin olacağına inanma.“ Ovaya açılırken de, “Firsatı elden kaçırdın. Beni kesseydin yirmi miskal ağırlığında iki tane inci bulacaktın.“ dedi.

         Adam , "Eyvah !" diye çırpınmaya başladı. Kuş havada seslenedi: “Sen daha şimdiden öğütlerimi unuttun. Sana, elde edemeyeceğin şeyin hasretini çekme demiştim. Uçtum gittim. Hala niye ah edersin? olmayacak şeyin arkasına düşme dedim. Benim ağırlığım yirmi miskal gelmez. Yirmi miskal inci neremde olsun ? Olmayacak hayale kapıldın. Sana nasihat ne kâr eylesin! Hırs ve tamah gözünü boyamış. “ Uçtu gitti…

       "Dünya kuş misali, biz de o kuşu avlayan avcı misaliyiz. Olmayacak hayallere kapılırız!"

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !